Narko-Terör Çalıştayı

21 Ağustos, 2017 | Genel Haber | GRTC

Küresel Araştırma ve Düşünce Merkezi (GRTC) “Narko-Terör  Çalıştayı”, Başkan Mustafa Önsay’ın basın toplantısıyla başladı. Basın toplantısında çalıştayın ortaklarından Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Beril Dedeoğlu  ve İzmir Uyuşturucuyla Mücadele Derneği Başkanı Burhanettin Kansızoğlu’na teşekkür beyanında bulundu.  Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinde 21 Ağustos 2017’de üç oturum halinde yapılan çalıştayın ilk birleşiminde madde bağımlılığı ve uyuşturucu kullanımı bakımından Türkiye’nin ve özelde İzmir’in mevcut durumu masaya yatırıldı. Emniyet, kaymakamlık, muhtarlık, il sağlık müdürlüğü, aile ve sosyal politikalar başkanlığı birimlerinden temsilciler, akademisyenler ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan katılımcılar; sentetik uyuşturucuların yaygınlaşması, uyuşturucu bağımlılığının tek rakamlı yaşlara kadar düşmesi ve madde bağımlılarının adli vakaya dönüşmesi ile beraber konunun ülkemizin en önemli gündem maddelerinden birisi haline getirdiğini ifade ettiler.  Prof. Dr. Hüsamettin İNAÇ’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen diğer oturumlarda da ülkemizin farklı bölgelerinde uyuşturucuyla mücadele konusundaki en parlak projeler  ve en başarılı tecrübeler paylaşıldı. Son oturumda ise, ülkemiz gençliğini tehdit altına alan ve dolayısıyla istikbalimizi karartmayı hedefleyen uyuşturucu illetine karşı alınması gereken tedbirler tartışmaya açıldı.

 

Çalıştayın sonuç bildirgesinin bazı maddeleri aşağıdaki başlıklar halinde sıralandı:  

1.       Madde bağımlılığı ülkeler arasında siyaseti şekillendirmede araç olarak kullanılan bir politika unsurudur. Bu bakımdan uyuşturucu trafiği, uluslararası boyutları olan ve küresel bir market oluşturan bir olgu haline dönüşmüştür. Türkiye sentetik uyuşturucular vasıtasıyla kimyasal bir Terör saldırısı altındadır.

2.       Bir toplumun gençlerini sistematik olarak uyuşturarak yok etme süreci, bir terör faaliyeti sayılmakta ve “narko-terör” olarak isimlendirilmektedir. Türkiye genç nüfusuyla bazı dış güçlerin bu açıdan hedefi haline gelmiş gözükmektedir.

3.       Çocuklarda uyuşturucu kullanımıyla aile yapısı arasında güçlü bir korelasyon mevcuttur. Boşanmış ve bölünmüş ailelerde madde bağımlılığına çok daha sık rastlanmaktadır.

4.       Madde bağımlılığı modern değerlerle geleneksel normlar arasında çatışmanın bir unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye gibi hızla modernleşen toplumlarda insanların gelenek ve normatif değerlerle bağının kopması, uyuşturucu kullanımını artırmaktadır.

5.       Sosyal, ekonomik ve etnik açıdan dışlanmış ve ayrımcılığa maruz kalmış toplumsal kesimlerde uyuşturucu özellikle esrar kullanımı, sıradan hale gelmiştir.

6.       Uyuşturucuyla mücadelede başarı sağlanabilmesi için bu konuda teşekkül etmiş tüm kurum ve kuruluşların koordinasyon içinde ve örgütlü olarak çalışması gerekmektedir. Bu sayede mücadele sürecinde emek ve para israfı önlenmiş olacaktır.

7.       Uyuşturucuyla mücadelede başarının bir diğer şartı, madde bağımlılığıyla ilgili tüm örnek olay, veri ve istatistiklerin ortak bir havuzda toplanması gerekmektedir.

8.       Madde bağımlılığıyla ilgili toplumsal farkındalığın artırılması ve problemin ülke gündeminde daha fazla görünür hale gelmesi gerekmektedir.

9.       Çocukları ve gençleri uyuşturucu kullanmaya özendiren her türlü ortam, reklam ve pazarlama tarz ve araçları şiddetle yasaklanmalıdır.

10.   Bonzai ve Jamaika başta olmak üzere ucuza mal edilen sentetik uyuşturuculara ve kanser tedavisinde ve psikolojik rehabilitasyonda kullanılan ilaçlara eczanelerden kolay ve illegal erişim engellenmesi gerekmektedir.

11.   Madde bağımlılığıyla mücadelenin safhaları olarak en başta önleyici, daha sonra koruyucu ve en son olarak rehabilite edici tedbirlerin alınması elzemdir.

12.   Uyuşturucu ve madde bağımlılığıyla mücadelede devletin ilgili kurumlarıyla beraber sivil toplum kuruluşlarının ve gönüllü derneklerin daha aktif rol ve inisiyatif üstlenmesi zorunluluk haline gelmiştir.

13.   AMATEM’in teknik ve kapasite yetersizliği dikkate alınarak kamu-özel inisiyatifiyle rehabiliasyon merkezlerinin açılmasına ve bağımlıları toplumsal hayata entegre edecek kurumların ihdasına imkan tanınmalıdır.    

14.       Bağımlılık merkezlerinde tedavi olup taburcu olan kişiler özel eğitime tabi tutulup sosyal hizmet uzmanı personeli olarak yetiştirilmeli ve devlet tarafından özel olarak istihdam edilmeli. Bu yolla bağımlılıkla mücadelede sahada kullanılmalıdır.

Çalıştayda ele alınan tüm hususlar, GRTC tarafından “Yeni Bir Terör Türü Olarak Narko-Terör” ismiyle kitaplaştırılacak, kamuoyu ve siyasi karar alıcıların dikkatine sunulacaktır.