Göç, Suriyeliler ve Entegrasyon

24 Eylül, 2017 | Genel Haber | GRTC

GRTC (Küresel Araştırma Düşünce Merkezi) göç olgusunu ve Suriyeli göçmenlerin yaşadığı sosyal, ekonomik, siyasi ve hukuki problemleri kamuoyunun dikkatine sunarak tartışma gündemine aldı. Söz konusu gündem bağlamında Düzce Valiliğinin katkısıyla Akçakoca Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Merkezinde 23 Eylül tarihinde geniş katılımlı bir çalıştay düzenlendi. “Göç, Suriyeliler ve Entegrasyon” başlığını taşıyan çalıştaya Düzce Valisi Zülkif DAĞLI, GRTC Genel Başkanı Mustafa ÖNSAY, GRTC İzmir Şube Başkanı Burhanettin KANSIZOĞLU, Akdeniz Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat KOLUKIRIK, GRTC  Koordinatörü Prof.Dr.Hüsamettin İNAÇ, Prof.Dr.Adem ESEN, Almanya UETD Başkan Yardımcısı Asiye BİLGİN ve konuyla ilgili pek çok STK Temsilcisi ve akademisyen katıldı.

Açılış toplantısında, kendi himayelerinde yapılan bu çalıştaya çok önem verdiklerini belirten Düzce Valisi Sayın Zülkif DAĞLI, çalıştayın Düzce’de yapılmasının özel bir önemi olduğunu belirtti. İki yüz elli yıl önce Irak Türkmenleriyle başlayan ve 1860’larda Kafkasya’dan gelen göç akınıyla şekillenen Düzce’de 23 dilin konuşulduğunu belirten Vali DAĞLI, ilin çokkültürlülük ve bir arada yaşama pratiği açısından Türkiye’nin örnek bir prototipi olduğunu belirtti. Geçmişten gelen bu tecrübeden Suriyeli göçmenlerin iskânı ve entegrasyonu konusunda faydalandıklarından hareketle Vali Zülkif DAĞLI, kente özgü olarak geliştirdikleri KADİM (Kardeşlik Akrabalık Dostluk İletişim Merkezi) projesinin tüm detaylarını dinleyicilerle paylaştı. Düzce’ye gelen bir göçmenin barınma, sağlık, eğitim, iletişim, gıda gibi tüm ihtiyaçlarını gidermek adına devlet kurumları, yardım kuruluşları ve STK’ların tek çatı altında Valilik bünyesinde toplandığı bu yapılanmanın şu alanlarda hizmet ifa ettiğini belirtti.  Göçmenin hakları ve görevleri konusunda eğitilmesi,  gerekli yardımlar için şahsın doğru yere yönlendirilmesi, yardımların adil ve hakkani dağıtılması ve mükerrer yardımların engellenmesi.

GRTC Genel Başkanı Mustafa ÖNSAY ise, ülkemizin üç milyonun üzerinde mülteciyi ağırlamasının, şimdiye kadar otuz milyar doların üzerinde göçmenlere harcama yapılmasının ve bu yüksek demografik harekete rağmen sosyal tansiyonun ve kültürel dokunun dengede tutulmasının arkasında dini ve milli değerlerimizin yattığını belirtti. Asr-ı Saadette Ensar ve Muhacir arasında tesis edilen güçlü hukukun ve dayanışma duygusunun bugün yeniden canlandırıldığını hatırlatan ÖNSAY, göçmenlerin Türkiye’ye entegre edilmesinin kısa ve uzun vadeli taktik ve stratejik politikalarla birlikte düşünülmesi gereken en öncelikli problem olduğunu sözlerine ekledi.

GRTC İzmir Şube Başkanı Burhanettin KANSIZOĞLU ise, İzmir’in göçmenler açısından bir transit niteliği taşıdığını, insan kaçakçılığının yaşandığı bölgede göçmenlerin Avrupa’ya geçişlerini sağlayan istismarcıların bulunduğunu ve daha büyük tehlikenin ise yabancı yardım kuruluşu kisvesi altında bölgede faaliyet yürüten istihbarat şirketlerinden geldiğini vurguladı. KANSIZOĞLU, bu yabancı örgütlerin Suriyeli çocukları köle olarak satma, bir kısmının dışarıda eğitilerek Türkiye’de muhtemel bir iç savaş ve isyan esnasında militan olarak devşirme ve nitelikli iş gücünü dışarıya aktarma gibi misyonları olduğu uyarılarında bulundu.

Akdeniz Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat KOLUKIRIK, Anadolu’nun göçlerle şekillenmiş bir coğrafya olduğundan hareketle Türkiye Cumhuriyetinin de bir ulus-devlet olarak göçlerle biçimlendirdiği iddiasında bulundu. KOLUKIRIK, Suriye göçünün doğal bir seyir içerisinde gerçekleşmediğinden bahisle Batı’nın nitelikli insan gücüne duyduğu ihtiyaç yüzünden bilinçli bir biçimde Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırdığını ve bölge insanını zorunlu göçe tabi tuttuğunu savundu. Türkiye’nin de Batı tarafından; göçü güvenlikli hale getirmek, vasıflı Suriyelileri Avrupa’ya transfer etmek amacıyla kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Suat KOLUKIRIK, mezarların, tarihi eserlerin ve tapu kadastro binalarının tahrip edilerek milli hafızanın Irak ve Suriye’de yok edilmeye çalışıldığını ve Türkiye’nin istikrarsız bir transit ülke haline dönüştürülmek istendiğini sözlerine ekledi.

Son katılımcı olan Almanya UETD Başkan Yardımcısı Asiye BİLGİN, göçmenlerin topluma entegrasyonu hususunda Almanya’da izlenen sosyal politikaları aktararak bu tecrübenin bazı kısımlarının Türkiye’de de tatbik sahası bulabileceğini söyledi. Almanya’nın entegrasyon konusunda ‘devletçi’ politikalar ürettiğini gözlemleyen BİLGİN, Türkiye’nin mültecilere Türkçe öğretme konusunda, Türk kültür ve devlet yapısını öğretme, ilgili kurumlar arası koordinasyonu sağlama ve Türk toplumuyla sağlıklı bir etkileşimi mümkün kılma noktasında eksik kaldığı eleştirisinde bulundu.

İlgili STK temsilcileri ve akademisyenlerle yapılan fikir alış verişi ve tecrübe paylaşımı neticesinde Suriyeli mültecilerin bir melce olarak gördükleri Anadolu’ya entegrasyonu adına şu tespitlere ulaşıldı:

  1. Suriyeli göçmenlerin entegrasyonuyla görevli/ilgili devlet kurumlarının, yardım derneklerinin, STK’ların birbirlerinin yaptıklarından haberdar olmaları, faaliyetlerinde bir koordinasyon, paylaşım ve iletişim kanalı geliştirmelerinin gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.
  2. “Ulusal geçici koruma” statüsü altında bulunan Suriyeli kardeşlerimizin temel ihtiyaçları olarak beslenme, barınma, eğitim, istihdam, sağlık ve iletişim parametreleri tespit edilmiştir. En büyük problem, Türkçenin yeterince öğretilmemesinden kaynaklanan sosyal problemler ve kendini tehdit altında hisseden mültecilerin toplumla entegrasyon problemidir.
  3. Suriyeli mültecilerle ilgili bir veri tabanı oluşturulmalı, bu veri tabanına ilgililerin ve araştırmacıların ulaşımı mümkün kılınmalı ve veri tabanından hareketle gerekli kriterleri sağlayanlara vatandaşlık hakkı verilmelidir.
  4. Suriyelilerle ilgili olumsuz algılar ortadan kaldırılmalıdır. Suriyelileri vasıfsız olmakla nitelendiren, onları kriminal unsurlar olarak yansıtan ve göçmenleri ekonomik yük olarak gösteren medya ve kamu dili değiştirilmelidir. Hâlbuki Suriyeliler tarafından ülkemizde kurulan beş bin civarında şirket bulunmakta, Suriyeli nüfusun suça eğilim oranı çok düşük oranlarda seyretmekte ve sekiz bin Suriyeli akademisyen istihdam beklemektedir.
  5. Suriyeli mültecilerin kalıcı olacağından hareketle Türkiye’de doğan yaklaşık 225.000 Suriyeli çocuk başta olmak üzere tüm göçmenlerin eğitime entegrasyonuyla ilgili çalışmalar yapılmalıdır. Türkçe bilmeyen çocuğa normal sınıfta eğitim verilmesi ciddi sorunlar oluşturmaktadır.  Geçici eğitim merkezlerinin yapısında güçlendirmeler yapılarak bu kurumlar Türkçe (yazma/okuma) öğretilmesi, ebeveyn eğitimlerinin verilmesi gibi fonksiyonlarla mültecilerin ve çocuklarının toplumla bütünleşmesinin, entegrasyonunun sağlanmasında ilk adım olarak kullanılmalıdır.
  6. Suriyeli göçmenlerin yüzde altmışının 35 yaş ve altı bir gençlik skalasına sahip olduğundan hareketle bu kesimin ekonomik entegrasyonu önündeki yasal ve bürokratik engeller kaldırılmalıdır. 1933 yılında Nazi zulmünden kaçanların ülkemizde yarattığı eğitim devrimi unutulmamalıdır. Çalışma hayatında kadın ve çocuğa dayalı emek istismarı engellenmelidir.
  7.  Suriyeli göçmenlerine yönelik entegrasyon politikaları oluşturulurken göçmenlere toptancı bir yaklaşım geliştirilmemelidir. Suriye toplumunun çokkültürlü yapısı unutulmadan farklı inanç gruplarının, etnik ve mezhepsel aidiyetlerin hassasiyetleri dikkate alınmalıdır. 
  8. Her il kendi çözümünü üretmelidir. Bu bakımdan yerele yetki devri ve yerinden yönetim ilkesi esas alınmalıdır. Düzce valiliğinin hayata geçirdiği KADİM projesi belirli alanda bir prototip ve standardizasyon modeli olarak uygulanabilir niteliktedir. Sahada yapılan çalışmalar hizmetlerin ihtiyaca dönük olarak gelişim ve dönüşümüne istikamet kazandıracaktır.
  9. Devlet yardımlarına ulaşım hususunda ortaya çıkartılan bürokratik engelleri ve mültecilerin bilgi ve iletişim yetersizliğini istismar eden aracılara fırsat verilmemelidir.
  10. Suriyeli mülteciler hakları ve sorumlulukları konusunda eğitilmeli, özellikle sağlık açısından aile hekimliklerine ulaşım imkânı sağlanmalı ve yasal olmayan sağlık kuruluşları yerine Suriyeli doktor, akademisyen ve işçilerin çalışma hayatına katılması mümkün kılınmalıdır.
  11. Mültecileri karşılayan personele gerekli eğitim ve donanım verilmelidir. Bu eğitimi sağlamak için üniversitelerimizde göçle ilgili araştırma enstitüleri, araştırma merkezleri, lisans ve lisansüstü programlar geliştirilmelidir.
  12. Ulusal güvenlik boyutu açısından ülkemize göç eden mültecilerin kimlikleri çok iyi tespit edilmeli, göçmenlerin siyasi, etnik ve mezhepsel çatışmalarını birlikte getirmelerine mani olunmalıdır. Göçleri yönetirken kentlerin demografyasının bozulmamasına, kültürel motifin dejenere edilmemesine ve terör unsurlarının bertaraf edilmesine itina gösterilmelidir.
  13. Uluslararası bağlamda ülkemizde barınan Suriyeli mültecilerilerle ilgili doğru bilgilendirme yapılmalı, manipülasyon ve provokasyonları etkisiz hale getirecek tedbirler alınmalıdır. Bu bağlamda Müslüman bir ülke olarak Türkiye’nin Suriyelilerle entegrasyonun daha kolay olduğu ve ülke nüfusumuzun yüzde sekizinin (yaklaşık 7 milyon Türk) dışarıda yaşadığı unutulmamalıdır.

Çalıştayın sonunda, toplantının Suriyeli katılımcılarından olan Milad Derneği Uluslararası İletişim Başkanı Mühendis MHD Kher BİTAR ve derneğin etkin üyelerinden Hala MAKHLOUTA, Suriyelilere verdikleri önem ve misafirperverliklerinden dolayı Vali Zülkif DAĞLI ve GRTC Genel Başkanı Mustafa ÖNSAY’a teşekkürlerini sundular.