Türk-Tipi Başkanlık Sistemi Raporu

Gelecek aylarda ve yıllarda ülke kamuoyunu meşgul etmesi beklenen başkanlık sistemi tartışmalarına Türk-Tipi Başkanlık Sistemi raporumuzla katkıda bulunuyoruz

25 Aralık, 2015 | Yayınlar | GRTC

Batılılaşmanın hüküm sürdüğü birkaç yüzyıllık süreç, Türkiye’nin kendi bin yıllık tarihinin, tecrübesinin oluşturduğu kavram ve kurumlarının değersizleştirilmesi ve yok edilmesi sürecidir.

Bu süreç içinde milletin kendi kavram ve kurumları eski, gerici ve yobaz parantezinde iken Batı’nın değer ve kurumları ilerlemenin, kurtuluşun ve refahın reçetesi olarak empoze edildi.

Batı’nın kendi tarihi süreci içinde kilise ve halk arasında oluşan gerilimin oluşturduğu sonuçlar, ürünler bütün dünya için genel-geçer kavram ve kurumlar olarak sunuldu.

Son bin yılda Batı karşısında mutlak galibiyet almış olan fakat kendi iç sorunları ile Batı karşısında son bir kaç yüzyılda mevzi kaybeden Türk-İslam geleneği içten ve dıştan bir takım gayretlerle mücadeleye devam etmek yerine havlu atmaya mecbur bırakılmıştır.

1839’ta Tanzimat ile başlayan süreç Cumhuriyet’in ilanı ile Batı’ya tam bir biat ile tamamlandıktan sonra Türkiye’nin geçirdiği son 80 yıllık süreç, kendisine dikilen elbisenin ne kadar dar olduğunun farkına varılması ve baştan tereddütsüz kabul edilen değer, kavram ve kurumların tekrar incelenmesi gereğinin kabulüne yol açmış görünmektedir.

1839’ta Tanzimat ile bu topraklarda ilk defa ihdas edilen bürokrasi sınıfı hemen her alanda toplumun gelişiminin önünde, siyasi güçlere bile geçit vermeyen bir duvar olarak belki de ülkenin en önemli problemi olarak durmaktadır.

Yine bin yıldan fazla yerinden yönetimi esas almış ve bu yöntemle çok büyük coğrafyaları yönetmiş gelenek, yine 1839’ta Tanzimat’la birlikte merkezi idarenin güçlenmesi ile başka bir yol seçmiş fakat bugün bununla mazide sahip olduklarının çok küçük parçası olabilecek bir coğrafyayı yönetmekte çok zorlanmaktadır.

Bu ve benzeri bütün problemlere rağmen bu milletin kendi tarihinden esinlenerek ortaya koyacağı bir yönetim sisteminin dillendirilmesi için henüz şartlar oluşmamıştır. Yenisini kabullendirmek için yapacaklarından çok eskiye sövmenin geçerli metod olarak tercih edildiği son yüz yıllık sürecin, eskinin kötü olduğuna dair benimsenmiş bir toplumsal algıya yol açtığını söylemek zorundayız.

Batı’ya ve onun tarihi şahsiyetlerine atıfta bulunmayan hiç bir görüş henüz bu topraklarda neşv-ü nema bulma imkanına sahip değildir.

Tarih olarak onlardan daha yeni olsa da Selçuklu, Osmanlı devlet gelenek ve sistemlerine yapılacak atıflar zihnimizde değersiz iken, daha eski tarihli olmalarına rağmen  Eski Roma ve Antik Yunan referanslar daha caziptir.  

Yine de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyib Erdoğan’ın “Türk tipi Başkanlık bal gibi olur” cümlesi, en azından bugünümüzden hareket ederek bize ait, bizden neşet edecek bir yönetim sistemine dair fikirlerin ileri sürülebilmesi için bir ortam oluşturmuştur.

Umuyoruz ki gelecekte kendi geleneğini referans alan, kadim değerlerine atıfta bulunan fikir ve düşünceler de vasat bulacaktır.

Bu araştırmamızda başkanlık modeli konusunda dünyada uygulanan modeller ve özellikle Amerikan Modelini detaylı bir şekilde incelemeye çalıştık. Ayrıca yarı başkanlık modeli ile uygulamacıları arasında özellikle Fransa hakkında detaylı bir sunumunu  yaptık. Sonrasında ülkemiz için uygulanabilecek başkanlık sistemi alternatiflerinin sunumunu yaptık. Her model için öngördüğümüz sistemi özet olarak vermeye gayret ettik. Sonuçta da asıl önerimiz olan Türk Tipi Partili Başkanlık sistemi üzerinde durduk. Bu sistemin diğerlerinden farkı ve uygulama esaslarını ortaya koyduk. 

İlgili raporumuza aşağıdaki bağlantı aracılığı ile erişebilirsiniz.

İlgili Dosya

İlgili dosyayı indirmek için buraya tıklayın